“IMF ile anlaşma yapılacak mı?”
Son günlerin en gündem sorularından biri…
Gerek Başbakanın, gerek ekonomiden sorumlu Devlet Bakanının açıklamaları ise kesin yanıtı veriyor gibi… Kısaca ha bu gün ha yarın bu iş bitecek. Gerçi bu tip açıklamalar daha önce de yapılmış ve herhangi bir sonuç çıkmamıştı ama neyse…
“Peki, IMF ile anlaşılmalı?”
Bana kalırsa cevap kesinlikle “hayır”. Çünkü ben kısa vade de gelecek ve tüm piyasayı altüst edecek sıcak para yerine işsizliğin önünü kesecek uzun vadeli üretim modelini tercih ederim; ama bu benim tercihim tabiî ki. Ayrıca yine bence IMF ile yapılacak bir anlaşma, Türkiye’nin reel ekonomisine artıdan çok eksi kazandırır.
Evet belki hazinenin eli güçlenir ve yeni krediler çok daha rahat Türkiye’ye gelebilir ama bu girdilerin ciddi yan etkileri olacağı da kesin. Bir kere unutmayalım dolar akımı kuru yerden yere vuracak. Gerçi Merkez bankası IMF ile anlaşılır ve kur dibe vurursa faizi indiririm diyor ama bence bu tabanca boş. Çünkü zaten faizler dipte ve enflasyon tehdidi kapıda… yani Merkezin faiz sopası işe yaramaz… Peki müdahale ile piyasadan para çekebilir mi? Açıkçası yüksek miktarlı ve ani para girişinde kuru müdahale ile bir noktada tutmak o kadar da kolay değil. Yani IMF ile birlikte kur kriz öncesinde olduğu gibi yine 1.10 olabilir. Hem de kısa zamanda.
Kur çakılırsa ne olur?
Kur çakılır ve Türk lirası aşırı değerlenirse ihracatçının elini fena halde zora girer. Ayrıntılarını uzun uzun anlatmaya gerek yok; zaten geçtiğimiz dönemde bu durum yaşandı ve yarattığı yıkım ihracatçı tarafından fazlasıyla kamuoyuna aktarıldı. Ama çok özetle şunu söyleyebiliriz; değerli para ülkenin ihracatını sıkıntıya sokarken başka ülkelerin senin pazarına girmesini kolaylaştırır. Dolayısıyla ihracat daralır ithalat azar. Dış ticaret açığı ve cari açık artar. İç üretim tıkanır; çünkü yerli üretici yabancı mallarla fiyat rekabetine giremez. Firmalar batar, işsizlik artar, yabancılar bayram yapar. Ülke kısa vadede üç beş milyar doları çekeyim derken bu dengesizlikler nedeniyle kontrolsüzce borçlanır. Batmak istemeyen yerli üretici fabrikasını Çin ya da Mısır’a taşır. Kısaca yarın öbür gün ne sanayiniz ne tarımınız kalır.
IMF’li mi? IMF’siz mi?
IMF’siz Türkiye hala IMF’li Türkiye’den iyidir. Ne demişler “hazıra dağ dayanmaz”.
IMF ile gelecek çabuk para ne üretime ne de ihracata katkı sağlar çünkü…
Üretime dayalı uzun vadeli gelirin yerini ise asla tutamaz. Üretim olmazsa da kronik sorunumuz işsizliğe ise asla çare bulunamaz.
Fransa’dan daha mı zenginiz?
Son olarak da şunu söyleyelim; Fransa gibi sanayi devi bir ülke bile 3-5 bin kişilik istihdamını kaybederek esasen 3-5 milyon oyu kaybedeceğini bildiği için, son iki haftadır Cumhurbaşkanı düzeyinde lobi yaparak Renault’un Clio 4’ünün Türkiye’de üretilmesinin önünü kesmek için elinden geleni yapıyor. Hatta araç başına 2000 dolar zararı bile göze alarak. Neden çünkü işsizlik her ülkenin baş sorunu? Hele ki böyle bir dönemde…
Biz ise nedense IMF ile sıcak paraya çanak tutarken resmen işsizliğe davet çıkarıyoruz. Şimdi sorarım size biz Fransa’dan daha mı zenginiz ki böyle bir kumar oynuyoruz.