Türk İş Başkanı Mustafa Kumlu, Tekel işçilerinin eylemine destek için işçi ve memur konfederasyonlarının öncülüğünde düzenlenen Çalışmama Hakkının Kullanma Eyleminde yaptığı konuşmada, Türkiyenin her yerinde Tekel ateşinin yandığını söyledi
"
Siz 52 gündür yaptığınız eşi benzeri görülmemiş bu eyleminizle Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiniz. Sizler bu eyleminizle uyuyan devi uyandırdınız. Bakın, bugün sizin için yaptığımız bu eyleme Türkiye’deki bütün işçi ve memur konfederasyonları, emek ve meslek örgütleri ve Türk halkı destek veriyor. Size yapılanı içine sindiremeyen tüm emek dostları bugün size reva görülen mağduriyeti protesto etmek için bir gün süreyle çalışmama hakkını kullanıyor. Bugün Türkiye’nin her yerinde Tekel ateşi yanıyor.
Neden?
Çünkü haklısınız. Çünkü mağdursunuz. Çünkü kararlısınız.
Haklılığınız, toplumsal vicdanda karşılığını buldu.
Yüreği olan, vicdanı olan, Allah korkusu olan hiç kimse sizin mağduriyetinize seyirci kalamadı.
Sizi kutluyorum değerli arkadaşlarım, on kere, yüz kere, bin kere kutluyorum.
Peki sizin mücadelenize seyirci kalanlara ne diyeceğiz?
Değerli Arkadaşlarım, seyirci kalanları, meseleyi çözmekte duyarsız kalanları, ben TÜRK-İŞ’e, TÜRK-İŞ’in önüne, TÜRK-İŞ’in önündeki bu çadırlara davet ediyorum.
Sayın Başbakan, lütfen buraya gelin… Madem sendikacılar dürüst davranmıyor diyorsunuz, o zaman TEKEL işçilerini ziyaret edin ve bir kez de onları dinleyin.
Sayın Bakanlar, gelin buraya… TEKEL işçileri nasıl yaşıyor bir görün, bir kez dinleyin onları. Onların kararlılıklarına şahit olun.
Söz veriyorum, sizleri alkışlarla karşılayıp, alkışlarla göndereceğiz. Alkışlarız çünkü bizim amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Bizim amacımız derdimizin anlaşılmasını sağlamak ve sorunu çözmek.
Değerli arkadaşlarım, eyleminiz süresince 4-C statüsünde bazı iyileştirmeler yapıldı. Bunları küçümsemiyoruz. Bunları önemsiyoruz. Ama bizim meselemiz 4-C değil. Biz TEKEL işçilerinin özlük hakları ile birlikte kamu kuruluşlarına işçi statüsünde yerleştirilmesini istiyoruz.
Kapatılan diğer işyerlerinde bu yapıldı. SEKA’da yapıldı. Köy hizmetlerinde yapıldı. Devlet, çalışanlarına karşı eşit davranmak zorundadır. Bu sizin de hakkınız.
Ve biz sizin bu haklılığınızın arkasındayız, destekçisiyiz, bu haklılığınızın sahibiyiz.
Değerli arkadaşlarım, ben hamasi nutukların insanı değilim. 52 gündür beraberiz, belki artık siz de beni anlamışsınızdır. Ben bir şeyi yapacağımız zaman söylerim. Yapmadan önce hamasi nutuklar atmayı da ahlaki bulmam .Benim bir tarzım var. Bu tarz, yapamayacağı sözleri verip, tribünlere oynayanların tarzıyla taban tabana zıt bir tarz. Kamuoyu bu tip insanlara alışkın olduğu için bizim tarzımız biraz yadırganıyor. İster alkışlanalım, ister yuhalanalım, biz ilk günden itibaren TEKEL işçilerine karşı sorumluluğumuzun farkında olduk ve işimize baktık. Herkes konuştu, biz sustuk, zerre kadar tribünlere oynamadan, işi çözmeye çalıştık. Tepkileri göze aldık, sustuk. Her şeyin bir zamanı olduğunu bilip, konuşmak için o zamanı bekledik.
Biliyorsunuz, sizler için bir dizi eylem yaptık…Sizler ve diğer meselelerimiz için Ankara’da son 25 yılın en büyük mitingini gerçekleştirdik. Zamanı geldiğinde de, diğer işçi ve memur konfederasyonlarını bir araya getirdik, Türkiye’de ilk kez işçi ve memurların hep birlikte üretimden gelen güçlerini kullanmalarının kararını aldık.
Bugün yaptığımız eylem, çok büyük bir eylemdir arkadaşlar. Bugün yaptığımız eylem tıpkı sizin eyleminiz gibi Türkiye’de bir ilktir. Ama bu da sizin başarınız. Bu da sizin kararlılığınızın bir ürünü.
Değerli arkadaşlarım, buradan, bu eylem gününde Hükümete sesleniyorum…
Bu işi çözün. TEKEL işçisinin çeteyle meteyle ilgisi yok…TEKEL işçisinin eylemi siyasi değil…TEKEL işçisinin eylemi hükümete karşı bir kampanya değil.TEKEL işçisi ekmek mücadelesi veriyor. TEKEL işçisi ölümü gösterip sıtmaya razı etmek isteyenlere ne ile cevap veriyor? Açlık greviyle…TEKEL işçisi, o sıtma sizin olsun, biz öleceğiz diyor. Elbette hiç kimse ölmesin.TEKEL işçileri, onurlu çalışma koşullarında sağlıklı bir şekilde yaşasın.
Bu ne ile mümkün?
Bu garabet 4-C statüsünün, bu garabet 4-C ayıbının ortadan kaldırılmasıyla mümkün. Sayın Başbakan, Türkiye açlar ve yoksullar ülkesi diyor… 4-C ile çalışmak isteyen milyonlarca insan var diyor. TEKEL işçilerine 4-C’yi bir lütuf gibi gösteriyor. “Eğer biz bu uygulamayı yapmasak işsiz kalacaklardı” diyor.
Ne acı değil mi arkadaşlar?
Yıllardan beri özelleştirmeleri orada çalışan işçileri hiç hesaba katmadan yaptılar. En değerli kurum ve kuruluşları kendi deyimleriyle arsa fiyatına babalar gibi sattılar. Orada çalışanlar ne olacak diye hiç düşünmediler.
TÜRK-İŞ’in karşı çıkmasına rağmen işçiler zamanında çaresizlikten 4-C statüsüne onay verdiyse bu onların suçu mu, yoksa o işçileri bu statüye razı kılacak kadar çaresiz bırakan Hükümetlerin suçu mu?
Türkiye’de TEKEL işçilerinin yerine 4-C statüsünde çalışmaya razı olacak binlerce insan varsa, bu razı olanların suçu mu, razı edecek kadar mağdur bırakanların suçu mu?
4-C dinamiti bir gün patlayacaktı arkadaşlar. Patlatan TEKEL işçileri oldu. Patlatan sizler oldunuz. Mesele bu.
Değerli Arkadaşlarım, size inanıyorum. Size güveniyorum. Sizin mücadelenizi yüreğimde hissediyorum. Sizi seviyorum.
Değerli Arkadaşlarım; yarın, KESK’te işçi ve memur konfederasyonları olarak yeniden bir araya geleceğiz. Bugün yapılan eylemi değerlendirip, altı konfederasyon olarak bundan sonraki yol haritamızı belirleyeceğiz. Ben Hükümetle görüşmeleri sürdürüyorum. Her gün bazı bakanlarla, AK Parti yöneticileri ile çeşitli görüşmelerim oluyor. Çözülmüyor mu? Çare kalmadı mı? Hiç merak etmeyin, hep yanınızda olacağız, gereken ne ise yapacağız.
Ben buradan bize destek veren işçi ve memur konfederasyonlarına, emek ve meslek örgütlerine teşekkür ediyorum. Halkımıza eylemimize gösterdiği hoşgörü nedeniyle teşekkür ediyorum."